TurcoPundit |
|
|
US foreign policy and Turkish-American relations Şanlı Bahadır Koç
Archives
|
Cuma, Ağustos 15, 2003
Bu mesajı e-mail ile almak istiyorsanız lütfen ajp1914@yahoo.com adresine yazınız G-ABD 15 Ağustos Irak’a Asker Gönderme Tartışması Devam Ediyor Hükümet tezkereyi Meclis’e götürdüğünde asker göndermenin gerekliliğine inandığını ve bunun şartlarının oluştuğuna ikna olduğunu belirtmiş olacaktır. Ancak yine de milletvekillerinin tezkereyi olduğu gibi kabul etmekle reddetmek dışında seçenekleri olabilmelidir. Tezkere geldiğinde bunu reddetmenin iktidar partisi için siyasi sonuçları düşünüldüğünde AKP milletvekillerinin tezkereyi kabul etmekle beraber metin üzerinde değişiklik yapabilmeleri, tezkereye şartlar ekleyebilmeleri (ancak şu şartlar gerçekleşirse geçerli olur), görevin süresini tekrar uzatmaya açık olarak sınırlamaları (6 ay, bir yıl), periyodik aralıklarla operasyonun gidişatı, başarısı, problemleri, geleceği üzerine Hükümet’ten rapor talep etmeleri söz konusu olabilmelidir. Asker gönderme sürecinde Meclis’in rolü sadece ‘evet’ ya da ‘hayır’ demekle sınırlı olmamalıdır. Meclis, Hükümetin sunduğu bilgilerden sonra bunları tartışmak için yeterince süreye ve rahatlığa sahip olmalıdır. ‘Biz parti yönetimi olarak karar verdik, siz de bunu onaylayın’ şeklinde yorumlanabilecek bir yaklaşım hem demokratik açıdan hem de belki de dış politika açısından talihsiz olacaktır. Ayrıca Hükümet, 1 Mart’a giden süreçte de söz konusu olduğu gibi, tezkereyi Meclis’ten geçirdikten sonra da – eğer henüz sonuçlanmamışsa- ABD ile müzakereleri, askeri hazırlıkları, çok yönlü diplomatik girişimlerini devam ettirerek asker gönderme eylemini erteleyebilme özgürlüğüne sahip olmalıdır. Doğrudur, Türkiye görev aldığı bölgede başarılı olursa bundan önemli, uzun dönemli ve somut sonuçları da olabilecek bir prestij kazanabilir. Ama Türkiye’nin asker göndermesi ve hatta kendi bölgesinde başarılı olması tek başına Irak’ın istikrara kavuşmasına yetmeyebilir. Tarih kitaplarında Birinci Dünya Savaşı’yla ilgili geçen bir cümleyi ödünç almak gerekirse, ‘biz barış tesis etme ve koruma operasyonunda çok başarılı olduğumuz halde “müttefiklerimiz” yenildiği için biz de yenik sayılabiliriz.’ Eğer Türk askeri Irak’ta görev alırsa, Türkiye o bölgede yaşayan halkın şikayetlerini ve isteklerini dile getirebileceği ve cevap alabileceği danışma ve geri besleme (feed-back) mekanizmaları kurulmalıdır. Aşiret liderleri ve dini liderlerin dahil olduğu ama belki onlarla sınırlı tutmadan yerel grup ve liderlerle yerel bir danışma meclisi kurulabilir. ‘Niye buradayız’, ‘size nasıl yardım etmek istiyoruz’, ‘sizlerin acil istekleri neler’, ‘biz bu konularda nasıl yardımcı olabiliriz’ gibi bir dizi soru ve mesajı halka ulaştırmak, gelecek cevapları dinlemek ve bunları dikkate alarak devam etmek durumunda kalacağız. Bu mesajların en doğru, direk, hızlı, etkili nasıl halka ulaştırılacağı hangi enstrüman ve formatların kullanılacağı sorusu bu mesajların içeriği kadar olabilir. Bu arada bizi aşan konularda istekleri Amerikan işgal yönetimine nasıl iletiriz, bunların takipçiliğini en iyi nasıl yapabiliriz, görev alınan bölgedeki halkın haklarının avukatlığını en iyi nasıl yapabiliriz gibi noktaları da düşünmeliyiz. Bütün bu faaliyetler ve benzerleri için başka şeylerin yanında gerekli sayıda iyi derece Arapça bilen personelin gerekliliği açıktır. Açıkçası durumun gerçek boyutunu gazete ve televizyon haberlerini takip ederek tam ve doğru olarak anlamak mümkün olmayabilir ve bu konuda uzaktan yapılan yorum ve analizler can sıkıcı bir şekilde yanlış çıkabilir. Ama yine de ABD için Irak’taki durumun, tamamen kontrol dışı değilse bile o yönde gittiğini düşünmek mümkündür. Irak’taki silahlı direniş değişik derecelerde 1) Baas artıklarından, 2) eski pozisyonlarını kaybedeceklerini düşünen Sünnilerden, 3) diğer Arap ülkelerinden ABD’yi Arap ve Müslüman toprağından kovmak için gelen silahlı birey ve gruplardan, 4) El Kaide ve onunla uzaktan ve belirsiz ilişki içindeki gruplardan, 5) Saddam’ın gitmiş olmasına memnun olsa bile Amerikan askeri varlığını kabullenemeyen 6) ya da aslında geçici olmak şartıyla bunu kabullenebileceği halde Amerikan askerlerinin gurur kırıcı davranış ve politikaları nedeniyle Amerikalılarla mücadele etmeye yönelenlerden ve 7) yine belki Saddam’dan çok hazzetmese de o varken düzene benzer bir şeyin olduğunu, ambargoya rağmen gıda konusunda ve temel hizmetlerde fazla problem olmadığını düşünen ama Amerikalıların gelmesiyle bu alanlarda ciddi zorluklar yaşayan ve hatta bu problemlerin bilerek Amerikalılar tarafından yaratıldığına inanan ya da buna çevrenin etkisiyle inandırılan kişi ve gruplardan geliyor olabilir. Bunlar içinde şu anda Amerikalılara en fazla problem çıkartanların eski Baasçılar olduğu iddiası makul görünmektedir. Ama durum hep böyle kalmayabilir ve Saddam yakalandığında bunun eski Baasçıların ‘moral kondüsyonlarına’ ciddi olumsuz etki yapacaksa bile halkın memnuniyetsizliğini şiddete dönüştürecek başka gruplar öne çıkabilir. Yukarıdaki gruplar arasında iletişim ve işbirliğinin düzeyi şu an için düşükse de, ve grupların kendi içlerindeki örgütlenmesi yerel boyutla sınırlı ise bile bu durumun ileride değişebileceği ve aralarındaki çelişkileri aşarak bir ölçüde koordineli hareket etmeye başlayabilecekleri iddiası dikkate değerdir. Amerikan yönetimi özellikle temel hizmetlerdeki problemleri işgalden hemen sonra aşsa idi ve halkın duyarlı olduğu konularda daha dikkatli olsaydı, şu an karşılaştığı türden silahlı saldırılara belki yine muhatap olacaktı ama bunlar daha az sayı ve şiddette olabilecek, halkın bu gruplara verdiği destek daha sınırlı kalabilecek ve destek vermese bile bunlara kaşı Amerikalılara istihbarat desteği vermekten kaçınan halk tersi şekilde davranabilecekti. Bu arada, Iraklı gruplar, ‘bizim sorunumuz sizle değil, Amerikalılarla, ama onlarla mücadelemizi engellemeye çalışırsanız sizinle de bozuşuruz’ diye özetlenebilecek bir yaklaşıma geçerlerse biz ne yapacağız? Bize zarar vermemeleri şartıyla faaliyetlerine göz mü yumacağız, yoksa bu gruplara karşı güç mü kullanacağız? (Şanlı Bahadır Koç, Amerika Araştırmaları Masası, Araştırmacı)
Comments:
Yorum Gönder
|